ÇÖREKOTU

No Comments

Çörekotu Güney Avrupa, Kuzey Afrika, Anadolu ve Batı Asya’da doğal olarak yetişen bir bitkidir ve yaygın bir şekilde kültürü yapılır. Türkiye’de özellikle Afyon, Burdur ve Isparta’da yetiştirilir. Türkiye’de 12 kadar türü vardır, bazı türlerinin tohumları tedavi alanında ve baharat olarak kullanılır. Çörekotu tohumları hastalıklardan korunmak ve hastalıklarla mücadele etmek için yüzyıllardır özellikle Güneydoğu Asya ve Ortadoğu’da kullanılmaktadır. Bu bitkinin tohumları üç yüzlü, siyah renkli, 1,5-2 mm uzunluğunda, acımsı tadı olan ve özel kokulu tanelerdir.

Kimyasal Bileşimi

100’den fazla kimyasal bileşik içeren çörekotu tohumları özellikle sabit yağ, esansiyel yağ asitleri, fitosteroller, glikolipitler ve fosfolipitler bakımından çok zengindir. İçeriğinde sarımsı uçucu yağ, sabit yağ, protein, amino asit, indirgeyici şekerler, müsilaj, alkaloitler, organik asitler, tanen, reçine ve acı maddeler bulunur. Bitki tohumlarında ham lif, mineraller, folik asit, askorbik asit, tiamin ve niasin bulunur.

Tıbbi Etkileri ve Kullanılışı

Çörekotunun karminatif (sindirim sistemini rahatlatıcı ve gaz giderici) etkisi vardır. Bağırsak hareketlerini ve boşaltımını kolaylaştırır. Tohum yağının antimikrobiyal etkisi vardır ve bağırsak parazitlerine karşı etkilidir. Otoimmün (vücudun kendi hücrelerine karşı antikor oluşturma durumu) bozukluklarda etkilidir. Geleneksel tedavilerde diüretik (idrar söktürücü), stomaşik (mideyi güçlendirici), karaciğer toniği, sindirimi kolaylaştırıcı, süt artırıcı ve spazm çözücü olarak kullanılır. Kronik baş ağrısı, migren, cıva zehirlenmesinde de kullanılır. El ve ayak şişmelerinde ezilip su ile karıştırılarak kullanılır. Vitiligo, saç dökülmesi, egzama, cilt lekeleri ve sivilcelerde haricen kullanılmaktadır.

Türkiye’de Halk Arasında Kullanılışı

Çörekotu süt arttırıcı, iştah açıcı, idrar arttırıcı ve adet söktürücü olarak çok eskiden beri kullanılmaktadır. Bu bitkinin yağı kulak ağrılarında kullanılır.

Kullanılmaması Gereken Durumlar

Gebelikte kullanılmaması gerekir.

Kaynak:
Aktarlar Derneği Dergisi
www.aktarlardernegi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir